29 Kasım 2008 Cumartesi

Nikahına Beni..

İlk gerçek aşkımın evlendiği gün birbirinden habersiz bir şekilde ortalamanın üzerinde arkadaşımın araması gizli bir teselli olarak Allah'ın bana bir lütfu mu acaba:) Sevgilimle çıkmaya başlamadan önce ayarlamaya çalıştıkları kız da geçen evlendi....
Yok, sorun o değil sayın okuyucu.
İçimdeki eziklik hayatımda bir şekilde yerleri olan -özellikle bugün evlenenin ilk olmaktan mütevellit her zaman bir yeri olacaktır- kişiler evlenirken benim hala iş güç derdinde olmam. cebimde parasız babamdan para isteme süresini maksimuma çıkarıtrken hatun kişiye param yok cümlesini minimumda söylemeye çalışmamdandır.
hayat zor bir hayattır. her yanı bir sına vir tecrübedir ama filozof ne demiş tecrübeler getirdiklerinden çoğunu götürür demiş. tam böyle değil de buna benzer bir şeyler işte... yoksa tüm tecrübelere karşı değilim ama biraz fazla götürmeye başladı son zamanlarda...
of ulan hayat canım yanıyor, nefessiz kalıyorum ama güçlü durmam gerekiyor.. of ki ne of...

Zor Seçim


Dün Adanalı filminde bir sahne vardı. Tecavüz edilip öldürülenin kzı olduğunu zannedip olay yerine giden bir polis, sonradan onun kızı olmadığı anlaşılıyor ve asıl baba geliyor falan.
Gerçekten insan ne düşüneceğini bilemez herhalde "Oh be x değil tecavüze uğrayan/öldürülen/ölen/işten çıkarılan/intihar eden/kaza yapan" vs vs demek "Ya z?" dendiğinde cevap "ona da üzüldüm tabi" olacaktır ama aslıda insanın içinde hayvani bir bencillik vardır, derinlerde bir yerde "bu olay yaşanacaktı thanx to god o benim tanıdığım x değil" der herhalde...
başıma gelse ne yapardım acaba... ölüm haberlerinde aklıma gelir bu soru... ölenin hayatımda bir değişikliğe yol açmayacağını düşiünmekk bir taraftan hayvanca gelir ama şeytan da dürter bir yandan.... garip bir ikilemdir. dünya iyi bir dünya değildir. ama o öyle değil diye mutlaka kötü de olmamalısın... ama ama... benim devreler yine yandı...

Voodoo Cinler Periler Fal

sarkozy amcamızın voodoo bebeklerini yapmışlar o da satışını durudurmak isteyip becerememiş. inanmam böyle şeylere ama olsa da fena olmazdı ama, şöyle odanın köşesinde bir sandıkta bi alay voodoo bebek kime sinirlenirsen onunkini al ve iğğne sapla o da acı çeksin. hatta custom made voodoo bebek işine bile girerdim-ki bu cincilik deiğimiz iş oluyor galiba:)

28 Kasım 2008 Cuma

Tepki koymak,provokasyon,insan hakları, falan

Ardahan'da DTP mitinginde olay çıkmış, pkklının evine taziyeye giden dtplileri protesto etmiş ardahanlılar. Mehmet Ali Birand Provokasyona gelmeyelim diyorsu haber bülteninde. Tamam gelinmesin provokasyona ama ellerini sallaya sallaya miting mi yapsınlar, dükkanları kapattırıp burası bizim mi desinler. Haberde polis orantısız güç kullandı diyor. Kurtlar Vadisinin iki hafta önceki bölümünde sen böyle söylersen o niye itiraf etsin gibi bir replik vardı. tamam insan hakları güzel ama insan olana insan hakkı lazım değil mi?
Ben olsam o tepki gösterenlerin arasına katılmaya cesaret edemezdim. Evet bu konuda korku çoğu kişinin içinde var ama istedikleri de bu değil mi zaten? devletin bekası söz konusu olduğunda gücün orantısız olması doğal bir şey olmaz mı? tamam provokasyon olmasın kardeş kardeşi vurmasın falan ama yine de ben susuyum o ulusun it ürür kervan yürür demek doğru bir yaklaşım mı yoksa ite iki tekme vursan ürümeyi kesip kuyruğunu kıstırıp kaçmaz mı?
Falan da filan da...

Yardım Etmek ya da Etmemek

Rusya'da hırsızlar arabası bozulmuş gibi tamir etmeye çalışan güzel kadınlara duran sürücüleri soyuyorlarmış. Temsili fotoğraf dediklerindeki gibi arabam bozuldu dercesine değil de gel beni becer dercesine duruyorsa bu kadınlar gel de durma:) Şaka bir yana kime yardım edeceğini bilemiyorsun.
Bir kadın oğlumun sobasında kömür yok diyor, diğeri bana inanmıyorsan Allah'a inan yazan bir karton koymuş, bir Rus ise şık giyimiyle sağır ve dilsizim onurumla yaşamak için anahtarlık satıyorum yazan bir kağıt uzatıyor cevahirde kimsenin gözüne bile batmıyor. diğer yandan cep telefonuyla burda işler kesat diyen bir çingene, basamaklarda paralarını sayan bir başkası, bir milyonları cebine koyup 5-10 kuruşları poşette bırakan bir başkası, 5 yaşındaki çocuğundan paraları teslim eden bir başkası.
Öbür yanda açlık sınırında olanlar, yardım programları, yardım vakıfları, kömür izdihamları, evdeki işsizler, gerçek açlar...

27 Kasım 2008 Perşembe

Kaybedenler Kulübü

Sen sen ol okuyucu iddaa oynama, hele sadece orana bakıp ve çok kazanma hırsıyla hiç oynama 5te 5 de yatmazki canım bi kupon:) GSye güvenmeyip ona oynamamıştım tek tutturduğum o oldu keşke diğerlerine de güvenmeseydim:)
İçkiden kumardan ve kadından korkarım derdim hep. Doğru diyormuşum:) kolik olmasam da hala korkabilirim bunlardan aslında. Ne diyordu Cesur Yeni Dünya'da bir gram soma her derde deva. İnsanlar başta sadece sıkıldıklarında soma alırken sonra her gün hiç sıkıntı gelmeden soma almaya başlıyor daha şiddetli sıkıntılarında soma dozunu artırıyorlardı. Daha şiddetli sıkıntılarda ben de soma dozunu artırma ihtiyacı hissediyorum. Maalesef.
Sürekli başarılı olunca başarısız olmaya katlanamıyor insan. daha gençken atlatması gereken sıkıntılar büyüyünce daha büyük acı veriyor. Sürekli evde korunaklı yaşayınca dış dünyadan korkuyor. Dışarı çıkınca sudan çıkmış balığa dönüyor. Yaş ilerleyince bu da zorlaşıyor tabiiki.
Her zaman başarılı mıydım? Evet, en azından çoğu zaman. İşler yolunda gitseydi şimdi belki hala kendimi tanrı olarak görecektim (!). Ama işte grafikteki aşağı doğru keskin değişimi sindiremedim. Sindiremeyince alternatifleri düşünmedim. Hayır bu olamaz olmamalı mutlaka ilahi bir güç beni tekrar layık olduğum yüksek noktaya ulaştıracak dedim ama sadece ilahi güce havale ettim bunu. Bunu yaparken de Allah'tan da uzaklaştım. Ne ironi! Hala müslümanım elhamdülillah ama ne bileyim öyle işte. İçimi kasvet basıyor. Kalkıp titreyip kendime gelmek istiyorum ama sıkıntı hiçbirşey yaptırmıyor. Zaman zaman içim coşku doluyor bir şeyler yapıyorum ama sonra çok ufak birşeyden moral bozup tekrar lanet olsun diyorum. geller ve gitler içinde geçiyor hayat.
Hani diyor ya çok yorgunum be atam diye. Ben de öyle hissediyorum. Soma istemiyorum ama alıyorum. Gibi gibi bir şeyler.
Cesur yeni dünyayı mutlaka oku ey okuyucu. İddaa oynama bir de...

Kontrol Manyağı

Ayşe Arman yazmış ben kontrol manyağıyım falan diye!
düşünülmesi gereken bir kavram galiba bu. herşeye hakim olmak istemek, herşeyin kontrol altında olmasını istemek. hiç kimseye birşey vermemek ama herkesten herşeyi almak. insan doğasında var belki doğuştan itibaren. ama bazılarının ki törpüleniyor bazılarınınki de iyice azıyor, özlü söz gibi olacak ama insan galiba ilk önce kendini kontrol etmeli ondan sonra sevgili kozmos izin verirse gücünün yettiği herşeyi kontrol edebilirsin. zaten eğer gücün yetmiyorsa kontrol manyağı olsan da bir şey değişmez içinde patlar. bunu takıntı haline getirmek hem kendi gücünün aşınmasına hem sevilmemeye sebep olur. felsefi oldu bu yazı galiba.. sevmedim...

26 Kasım 2008 Çarşamba

Çarşafın düşündürdükleri

CHP'den çarşaf açılımı...
flaş flaş flaş baykal kara çarşaflı yeni üyelere rozet taktı...
yok yok bu seçim oyunu 29 marta hazırlık...
yok olması gerekiyordu zaten...
kalıplara takılmışız, solcu sağcı nedir bilmiyorum işin açığı
bir taraf öbürünü içkiyle seksle özdeşleştiriyor,diğeri karaçarşafla idamla haremle selamla..
bu özdeşliğe uyanlar yok mu elbette var ama yine de bilmiyorum. bir masada oturduğunuzda sol-sağ kelimesi hiç geçmemişse gayet rahat bir şekilde aile ilişkilerinizden iş ilişkilerinizden maçlardan vs konuşabiliyorsunuz. konu siyaset olsa bile konuşabilirsiniz aslında ama sihirli kelimeler ortaya çıkınca herkes kaçıyor: alevi ateist akpli solcu ülkücü kürt... halbuki insanları kimlikleriyle başbaşa bıraktığınızda birbirini öldürmeden konuşabilecek o kadar çok şey oluyor ki dünyada...
ayrım nerde başlıyor nerde kaçmalı nerde yakınlaşmalı...
kafamdakileri şimdi bile ifade edemiyorum...
bir arkadaşımın alevi olduğunu tanıştıktan dört yıl sonra öğrendim, bir başka arkadaşım sevgilisinin agnostik olduğunu bir yıl sonra öğrenmiş, son buluştuğum arkadaşım bir ateist bir başka arkadaşım sevgilisiyle birlikte yaşıyor ben bir çok günah işliyorum, ama liseden en yakın arkadaşlarım muhafazakar -onlardan da günah işleyenler var ama bir kısmı gerçekten gıpta edilecek müslümanlar. diğer bir arkadaşım kesinlikle kapalı birisiyle evleneceğim diyordu ki nişanlandı. eşcinsel hariç her tür arkadaşım&tanıdığım var sanırım. hepsiyle de bir şekilde anlaşıyorum. her biriyle paylaştığım şeyler farklı olsa da sonuçta hepimiz insan olduğumuz için ve bir şekilde aynı sosyal platformlarda olduğumuz için konuşacak birşeylerimiz mutlaka oluyor. siz de deneyin. konuşun. korkmadan konuşun. ama bu arada kimliğinizi unutmayın, inançlarınızı neye inanırsanız inanın koruyun. diğerine dönüşmek her zaman kötü birşey değildir. ama dönüşmekten kendin rahatsızlık duyuyorsan sadece o noktada biraz dur. kendi iradene güvenin tam olduğu zaman tekrar konuşmaya başla. o seni anlasın sen onu anla. sınırlar bu kadar sert olmasın. biraz daha yumuşasın. göreceksin ki kendini hangi katı sınırlar içinde tanımarsan tanımla diğerleri de öcü değil!
falan

23 Kasım 2008 Pazar

Muhsin Bey



Ali Nazik: Kendimi kurtarmam gerekiyordu.

Muhsin Bey: Kurtardın mı bari?



Uğur Yücel Evlerinin Önü Boyalı Direk türküsünü süper söylüyor, şener şen, muhteşem prensip sahibi bir müzisyen, güzel film, on numara film. yavuz turgul da iyi adam zaten...
Ben de kendimi kurtarmak istiyorum, gerçekten. Ama gerçekten kurtaracak mıyım? Şener Şen gibi birisi de gelip bana soracak mı kurtardın mı bari diye?

Protesto, İsyan, Birey Olmak


Bu fotoğraf doğalgaz zammını protesto eden Halkevleri mensuplarının eyleminde çekilmiş eğer hürriyet abimiz kandırmadıysa. İstemediğin bir şeye karşı çıkabilmelisin. Yanlış bir şey protesto edebilmelisin. Necip Fazıl'ın dediği gibi "kim var denildiğinde sağına ve soluna bakınmadan Ben varım diyebilen bir gençlik" olmalısın. ama olamazsın. yemez. anarşi kötü bir şey olarak kazınmıştır kafana. devlet, baba olarak. ve ses çıkarmak babaya karşı gelmek olarak kazınmıştır. protesto edenler o kadar azalmıştır ki, o azınlıkta gerçek kimliğiyle ve benliğiyle protesto edenlerin olduğuna inanmak güçleşmiştir benim için. şimdi düşündüm de belki o protesto edenlerin hepsi cesur yeni dünyada kişi olduklarının bilincine varıp sürgün yiyenlerdir ya da en azından öyle düşünüyorlardır. ne bileyim yine de güvenemiyorum protesto edenlere. kullanıldıklarını düşünüyorum. kimliklerini bulamamış kişiler için sığınak olduğunu düşünüyorum protesto barınaklarının...
kafam karıştı, birey olmak olmamak, kullanılmak kullanılmamak, aykırı olmak olmamak, aykırı olmasan da adam olmak hak aramak herkese hakkını vermek, hakkını istemek falan filan...çarşı herşeye karşı, ama karşı olan sadece çarşıysa alkışlıyoruz gerisine isyan ediyoruz.gibi gibi...mavi ekran verdim:)

Dünya Türk Olsun Obama da Olsun



Obamanın dedeleri Türkmüş! Ne güzel! hey Allah'ım sen millete akıl fikir ver. Dünya Türk Olsun da kurtulalım bari. Dünya Türk olursa ondan sonra bu boş beleş adamlar mecburen işleri her neyse artık onu daha iyi yapmak için neler yapabileceklerini düşünürler. İçlerinden bi tanesi bile işe yarar bir şey yapsa diğrelerinin mallığını telafi eder. Obama da Türk olsun Sarkozy de Putin de hepsini istiyorum hepsini hepsini! Yuri Gagarin den önce Ahmet Efendi aya çıkmıştı. İlk telefonu Mehmet ağa bulmuştu. İlk uçak modelini Hasan Paşa, ilk kanser ilacını Hüseyin Bey bulmuştu. Aslında dünya zaten türktü Türk olmayanları önce uzaya sürdük şimdi de uzayda hayat var mı diyerek tekrar arıyoruz vakti zamanında kovduklarımızı...

19 Kasım 2008 Çarşamba

Hitlerin Büyük Sırrı


Hürriyet anasayfadaki manşet haberlerden birisine bak hele sen. Hitlerin büyük sırrı

neymiş flaş flaşmış bilmezsek çok cahil kalırmışız:

ve işte büyük sır: HİTLERİN BİR TAN TESTİSİ VARMIŞ. bildiğimiz taşak yani.

hey Allah'ım işimiz gücümüz kalmadı -ki yok:)- elalemin testisleriyle uğraşıyor pezevenkler. şimdi bunlar bunun geyiğini de yapıyolardır. Ulan tek testisle böyleyse kimbilir 2-3 tane olsa ne olacaktı diye.

borsa dibe vurmuş kriz geliyormuş kimin umrunda. daha doğrusu umrunda ama iş var iş içinde...

16 Kasım 2008 Pazar

Ayda Mezar


Resmen jetgiller olduk, şu habere bi baksana okuyucu! 10.000 olara bir gram kül götüreceklermiş. 77milyon dolar verirsem küllerimi aya bırakabilecekler yani. Yuh anasını diyorum. haberdeki firmanın ismine bak odyssey moon ve astrobotic technology, hiç gerçek gibi gelmiyor. bir bilim kurgu filmde kullanılan isimler gibi geliyor. ama adamlar yapmış:
-john süper bi fikir geldi aklıma
*neymiş
-aya ölenlerin küllerini bırakacaz
*siktir lan
-valla bak
*olum manyakmısın?
-odyssey moonla konuştum biz onlara 3bin dolar verecez gram başına,
*müşteriden ölmeden önce onbin dolar alacaz yüzde 20si vergiye gidecek gram başı
5bin kazanacaz.
-hmm, mantıklı aslında,şu milyoner manyaklar listesini getirsene...

Kıl ve Tüy Üzerine

Evdekiler yüzyıllar geçmesine rağmen hala topsakala normal bir şey olarak bakmıyorlar. zamanın yaftalam reklamının aynısı var yani: top sakal bizden olmayanların solcu komünüstlerin işi, gavur icadı dejenereliğin göstergesi diye düşünülse de mecburen kabul ediyorlar. ben de insanlık kılla tüyle mi oluyor yahu diyorum, yok. Namaz kıldığım zamanlarda camilerde rastladığım "satanist" kılıklı heriflere bakıp kendimden utanırken, bölümde "bu müspet" imajı veren insanların biranın dibine vurduğunu gördüğümde kılla tüyle uğraşmamak gerektiğini düşünmeye başladım. namaz kılmadığım zamanlarda camilerden mescitten çıkan "satanist" kılıklılarsa beni oldukça mahcup etti kendi kendime.
memleketine döndüğünde top sakalını kesen ya da full sakala dönüştüren arkadaşımın şöyle bir önermesi olmuştu: "benim çocuğum şimdi kayıp gençlik dediklerimiz gibi olursa pederin top sakala gösterdği tepkinin yanısını ben göstereceğim". kuzenim de "ondan bir şey olmaz bundan bir şey olmaz diye diye nereye kadar" demişti.
evet ondan bir şey olmaz bundan bir şey olmaz diye diye aldous huxley'nin toplu seks poplu seks önermesine doğru gittiğimizi kabul ediyorum. ya da bunu düşünüyorum. ama bir noktaya kadar da çağa ayak uydurmak gerektiğini de düşünüyorum. fakat ve lakin o noktayı tam olarak tespit edemiyorum. toplu seks poplu seks ve somaya karşıyım ama dedim ya hangi nokta bunun sınırıdır? nedir? liberalizasyon nereye kadar?
tam bunu yazarken okuduğum şu haber de ilginç tabi...
her neyse toparlayalım efendim, top sakaldan buraya geldik, amaç top sakala bir şey demek değil, demiyorum da ben de top sakal bırakıyorum zaten ama bu muhafazakar bazı aileler için dejenere olmanın bir göstergesi. top sakalı önemsemeyen bazıları için küpe, ikisini de önemsemeyen bazıları için piercing, üçünü de önemsemeyen bazıları için saçları "kayıp gençlik" moduna sokmak, dördünü önemsemeyen bazıları için evlilik dışı ilikşki, beşini önemsemeyn bazıları için eşcinsellik, altısını önemsemeyen bazıları için... liste uzar gider herkes için farklı bileşenleri olabilir bu listenin tabiiki. ve bu listenin sonu toplu seks poplu seks olur, kötü olur, bir yerde durmak gerekir mi gerekmez mi?

15 Kasım 2008 Cumartesi

Toz Pembe

Bu fotoğrafın olduğu haberin açıklamasında sevgiyi anlatmanın toz pembe hali diyor. sevgililer günü için tasarlanmış da illa ki kırmızı don sütyen olması gerekmiyormuş. toz pembeyle alakası budur bu fotoğrafın yani.
babam hayat toz pembe değil dedi, götün havada ayakların yere bassın demek istedi galiba. biz de biliyoruz toz pembe olmadığını amına koyum biz de isteriz kimseye el açmamayı rahat rahat kış alışverişi yapmayı, sevgiliyle buluşulmadığı zaman 3ü bir milyon simit yerine güzel bir yemek yemeyi, arkadaşlarıma eskiden oldğu gibi gönül rahatlığıyla bir şeyler ısmarlamayı, lüks bir yerdeki toplantıya girmeden önce 3.5 milyona lahmacun yeyip 1,75lik ayran almadan ekonomi yapmamayı gidip paşa paşa sipariş vermeyi, ev ekonomisi adına kombi sınırlı açılırken açın amına koduğumun kombisini donuyorum parası neyse verelim üşümeyelim diyebilmeyi ben de isterim tabi. gaz konusunda emin değilim gerçi benim sesim çıkmıyor diye onlar bir şey yapıyor ben de takıntılı olarak sesimi çıkaramıyor olabilirim...
neyse efendim geçmişe bakarak geleceğe de güvenle bakabilmeyi isterdim, hayat güzel gidiyordu iki yıl önce takılmasaydı bu saadet şimdi kendimi firavun sanıyor olabilirdim belki. tabi hayatın bir şeyler öğretmesi güzel, suratına tokat gibi çarpması, şimdi de tam çarpmasa da baya bi sarsıyor aslında, nefesim daralıp ne yapacağımı bilemediğimde anlıyorum bunu... ama yeter bu kadar öğrenmek be toz pembeye yakın bir hayat istiyorum tekrar sevgilinin donundan başka sözlerle ve samimiyetle istediğini yapabilme özgürlüğüyle dolu olmasa da buların olabileceğine inandığım toz pembe birşeyler...
ama babam diyorsa doğrudur, hayat toz pembe değil benim yorumum: paran yoksa sikerler adamı, ne gururu be, bak yaprak dökümünde ali rıza bile gitti iş istedi dünüründen, bir rivayete göre o herif ibnemiş bu arada. sikerler ben de farkındayım. imaj herşey susuzluğun amına koyum diye biraz daha zaman geçireceğim galiba, tamamen susuz kalırsam o zaman tekrar gözden geçiririz, sike sike...

11 Kasım 2008 Salı

umut ölüm falan

bu çocuğun adı umutmuş nasıl becerdiyse arabanın altına sıkışıp kalmış zibidi ama sonra kurtulmuş. şu ölüm dedikleri ne enteresan şey yahu ne zaman geleceği nerden geleceği hiç belli olmuyo her ölüm erken ölüm olsa da hiç aklımıza bile gelmiyor. gerçi ölümden korkmamak lazım, öldükten sonra zaten yapabileceğin bir şey kalmıyor ki, olan geride kalana oluyor. maybe hanım demiş ya ölümden değil senin ölmenden korkuyorum diye ölmekten değil geridekileri üzmekten korkmak lazım. gerçi gökyüzünde bir yerlerden seyretmeyeceğiz onların üzüntüsünü ama olsun yine de öbür tarafı kavrayamadığımız için korkuyoruz belki de aslında.
ne diyordu brave new world'de: ilkel atalarımız zamanında ölülerden elde edilebilecek o kadar fosfor boşu boşuna toprakta kaldı. ya da buna benzer bir şeyler söylüyordu işte... bu kadar duyarsız mı olmalı ölüme karşı? hayır ama arasını da bulmak lazım galiba...

Varmısın İddaaya


Red Kite niye lucky luke demişler ki ya da lucky lukü nasıl olmuş da red kit diye çevirmişler ki?
tamam rintintin ve düldül süper isimler ama lüke vs redkit anlamadım, aramaya da üşendim.
neyse efendim bu resmi lucky aramasından bulup yerleştirdim bloğa. şansım belki kırılır mı düzelir mi bilmem ne diyerek bilyonerden iddaa oynadım tam mantığını çözemediğim sistem oynadım hem de.. sadece oranlara bakıp iddaa oynamak saçma bişey şimdiden iki maç yattı ama kupon hala aktif görünüyor 5 sistem 6 milyon yatırdım ama bakalım ne çıkacak.
bilgisayar oyunu oynamak hastalık yapar mantığıyla yıllardır kaçtım half lifetan bilmem ne den
süper mario bana yeter dedim.
şans oyunu da hastalık yapıyor mutlaka bir gün kazanacağım diyorsun. kumar kötü bişey. ama yine de hala yılbaşı bileti çıksa da yırtsam diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
bana noluyor kuzum?

Goddamned city

burası gotham city yazınca google görsel aramada çıkan yer ama asıl amacım bu değil.
asıl amacım goddamned demek
bu şehrin telaffuzunu da ona benzetiyorum. ingilizce biliyorum ya onu göstermek istedim:)
goddamned demek istiyorum sayın okuyucu lanet olsun demek. kişiliksizliğime diziplinsizliğime kendime aşırı güvenmeme kendime hiç güvenmememe -tazat oldu farkındayım- her bi boku bilmeme , hiç bi halttan haberim olmamasına goddamned demek istiyorum sayın okuyucu.
manik depresif bi haldeyim yani senin anlayacağın. belki de manik depresifin anlamı farklıdır, biz kısaca manyak diyelima bana. bildiğin manyak. her şeye hayırlısı demek, herşeye sabah ola hayrola demek.
hani ders kitaplarında derlerdi ya individualism versus collectivism diye, amına koyum bu kollektivizmin. şimdi kıçıma batan dikenleri hissetmemem de onun sayesinde ama o dikenleri tek başıma kıçımdan çıkarma gücünü hevesini ne haltsa onu bulamamak da bu collectivism yüzünden. biraz daha bireyci olsaydışu toplum ben de daha dik olabilirdim heralde. şimdi ise dik olan tek şey sayın dick. onun da boynu bükülür heralde böyle giderse:)
gidip osura osura uyuycam şimdi. bu da sırf bu collectivism yüzünden. dikkat ettiysen kendime net bir şekilde bok atmıyorum, öyle olursa tüm sihrim ortadan kalkacak ne bok olduğumu tüm çıplaklığımla göreceğim.
bu mudur budur sayın okuyucu.
ara ara ara sayın okuyucu, yani ara ara yorum bırak, egom legom oldu bi ona bakıyorum zaten bari bu blogun okuru çoğalsın da birilerine anlatıyorum deyim hem hem de istatistik olsun:)

10 Kasım 2008 Pazartesi

yok devenin nalı


biraz biraz maliye bakayım dedim, öyle mal gibi okuyorum sadece ekonomiyle ilgili konular geldi, en basit şeyleri bile unutmuşum, bir,sayıyla 1, bölümden mezun olan adam yukardaki gibi bir sınav konusu listesi verilmesi kadar saçma bir şey var mı yahu. hem ondan hem bundan bil dedikleri işletme bölümünde bile bu kadar ders konusu yoktur. yüzeysel bakayım dersen tabiiki yukardaki konu listesi bi anlam ifade edebilir belki ama bu heriflerin sordukları normal üniversite eğitiminde 16 yıllık eğitime denk geliyor, kpssye kanalize olduysan o zaman sorun yok, moron gibi hepsine çalışıp ezberleyip ondan sonra işe girerek hearts oynamaya başlayabilirsin tabi...

09 Kasım 2008 Pazar

kriz nişan erteletmiş!

izzet özilhan bey yasemin ergene ile yapacağı nişanı kriz sebebiyle rusyadaki işlerinin başından ayrılamadığı için erteletmiş.
böyle arabam olsun beş milyar borcum olsun
böyle karım olsun on milyar borcum olsun -aslında yasemin ergeneyi o kadar beğenmem o ayrı mesele:)-
böyle bir nişanı erteleme gerekçem olsun onbeş milyar borcum olsun!
ah kriz vah kriz sen neymişsin sen
ne halt edeceğimi bilemiyorum senin yüzünden!
bir çok kişi var ya da olacak nişan düğün erteleyecek olan kriz yüzünden, yine aynı cümle kurulacak "kriz nişan erteletti!" fakat ve lakin nice farklı hikayeler olacak bu sebep sonuçların arasında...

seni seviyorum rte


günün güzel haberi rte'den geldi. aynı aileden birden falz kişiyi aday yapmama kararı almışlar. bu durumda melih gökçekin oğlu osman gökçek de aday olamıyor çankaya'dan. sevindim, gerçekten sevindim. ama uğur özmen güç aşkından bahsetmişti. acaba osman gökçek de sırf aday olabilmek için hayır benim babam bu değil o der mi? derse yaygın mit gerçek olur mu?
şimdi sevgili tayyipciğimden bir de melih gökçekin aday olmadığını duymak istiyoruz. karayalçın aday oldu gerçi güçlü rakip deyip tırsarlar mı melihi çekmekten onu bilmiyorum ama karayalçın geçen seçimde dtp ile işbirliği yaparak kredibilitesini kaybetmiştir nazarım da.
sana oy moy yok!

08 Kasım 2008 Cumartesi

nerden nereye

bu pezevenk üç kişiyi öldürmüş karısıyla birlikte ve ölüme mahkum edilmiş. komşularını öldürüp banka hesabını boşaltmaya çalışırken yakayı ele vermişler. fakat ve lakin bu herifin bir özelliği varmış küçükken power rangersta oynamış. biraz da ünlü olmuş galiba. ailesine de o yaşta bi çocuğun kazandıramayacağı parayı kazandırmış olması da zaten kesin.
hakikaten 'Bakarsınız, hayır zannettiğiniz şeyler hakkınızda şer, şer zannettiğiniz şeyler de hayır olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz' (Bakara, 2/216) ayeti sonuna kadar doğru. ve şimdi gerçekten hissederk hayırlısı diyorum. ama bir yandan da yine de "neden ben" demeden edemiyor insan. kim derdi ki "ah ne kadar şirin bi ranger" dedikleri bebecik idama mahkum edilecek? bi de bi filmde vardı böyle bişey. herif çocukken en zeki kim gibi quiz show diye bi programda rekorlar kırmış ya da ödül kazanmış sonradan silik bi tip olmuştu büyüyünce. tvde şovu gösterdikleri zaman ben vakti zamanında bunda neler yapmıştım diye ezik ezik ekrana bakıyordu... ah mazi...
acaba ölünce hangi hayırların aslında şer, hangi şerlerin aslında hayır olduğunu tam anlamıyla kavrayabilecek miyiz?

kriz


telefonda 45 dakikalık bir kriz semineri dinledim. sıçmışız da haberimiz yokmuş. Türkiye'ye esas kriz 2009da gelecekmiş 2010a kadar sürebilirmiş. kariyer sitelerindeki çoğu ilan ayaktayız mesajı vermek içinmiş. krizlerin Türkiye'ye yansıması avrupadan falan sonra oluyormuş. batan firmalar, işten çıkarmalar, işten çıkarılma kaygıları, minimum elemanla maksimum iş yapma çabası baya bişey dinledim. bir kaç büyük banka dışında bütün bankalar kredi vermeyi durdurmuş, verilen krediler de çok çok sağlam yerlere veriliyormuş zaten. bankaların işi verilen kredilerin takibine dönmüş.ödeyebilecekler mi ödeyemeyecekler mi mevzusu ortadaymış. spekülasyon kaygısı had safhadaymış, birileri bi spekülasyon çıkarırsa krediler çağrılıyo diye yada öyle en küçük bir hareket olursa herkes anında parasını çekermiş ya banka batarsa diye. bddknın kar dağıtmayın açıklaması da aslında onların da krizi gördüklerini gösteriyormuş. insanın idealleri olması güzel şeymiş, saygı duyulurmuş gerçekten devlet beni almayacakmış da kimi alacakmış ama çlaışmak gerekiyormuş en azından kriz yönetimi yapmış olup kendimi garantiye alırmışım. eğer 2009'da kriz çıkar ve firmalar gerçek anlamıyla sıçarsa bütün yeni mezunlar sike sike devlete yöneleceklermiş, devlet ne de olsa babamız, kriz bitene kadar bize iyi bakarmış...
but still, ego is my lego, fucking yeah. i'm returning to my playground...

Butan Prensi

Butan diye bi ülke varmış. daha önce duydum mu bilmiyorum. bu adam da aynı hanedandan başa geçen beşinci kişiymiş. bu herife çekici prens diyorlarmış adı da Jigme Khesar Namgyel Wangchuck imiş. herkes siyahken bu adam niye beyaz yahu! pudradan zehirlenir bu kesin. ya da suikast düzenleyecek olsam bu adama pudrasına zehir katarım. gün boyu aynı pudrayı soluyunca kesin ölür gider! bazen aklıma böyle dandik ülkelere cebinde 5000 dolarla gidip 3-5 yıl çalışmadan yaşamak geliyo. madem heriflerin günlük geliri 1 dolar bu eder yılda 365 dolar 5000 dolarla 15 yıl bile yaşanır ama ben 3 dolar harcayıp biraz daha lüks yaşarım! bedava yaşıyoruz bedava düşünmek bedava, hayal kurmak bedava! cesaretim yok ama hayalim olsun değil mi:)

denize atlayan hintli çocuk

biz de de üsküdar da beşiktaşta deniz olmayan yerlerde güzide belediyelerimizin yaptıkları havuzlarda görüyoruz bu tipleri. kaburgaları sayılıyor ama adam düşünmeden mutlu görünür bi şekilde yapıyor. aptallığın cesareti mi umutsuzluğun cesareti mi yoksa olması gereken bu mu bilmiyorum! şimdi güzelim word belgesini açıp bir şeyler yazmam gerekirken bununla uğraşıyorum yahu. sonumun bu hintli gibi olmasını mı istiyorum? yok istemiyorum aslında. dün frasierda diyordu tamam onlar seni ortaokulda dövmüş kafanı klozete sokmuş olabilir ama biz şimdi en klas şampanyayı içiyoruz diye.
klas olmak veya olmamak işte bütün mesele bu! ama aslında bence klas olacam şık olacam zeki görünecem, havalı olacam diye birçok kişi içinde olan birçok şeyi yapamıyor. resmen içinde patlıyor. bir nevi rezil olmamak için osuruğunu tutmak gibi bişey. ama aslında tek osuruk değil derdimiz. ya da olmazdı eğer dünyada bölesine sınıflandırmalar zaman abimizin dediği gibi yaftalamalar olmasaydı. bunların bazıları faydalı insanlığın genel iyiliği için ama bazıları da insanlara kim olduklarını unutturuyor. maslow biraderimin dediği piramitteki self actualisation ya da siz türklerin deyişiyle kendini gerçekleştirme aslında ne kadar çok paran olursa olsun bir türlü gerçekleşmiyor. çünkü senin paran pulun itibarın arkadaşların çevren kendine güvenin olsa bile kalıplar rahmi koç bile olsan seni sınırlandırıyor ve kendini aktüalize etmeye gelince nah ediyorsun!
ne demiştik suya atlayan hintli çocuk
bir gün de bize gel
kaburgalarınla birlikte içindeki umutları anneme babama göstereyim.
karşılık olarak ben de sana dolaptan aşırıp dünden kalma yemekleri veririm
mahalledeki arkadaşlarınla yersin
çöpten almaksa dolaptan çalmak daha iyidir.
bkz: Orhan Veli//Hitler Amca

Sörf yapmak pahalı bir zevktir

yıllar önce bilardo oyanayamasam da bilardocuya girerken görürdüm pike yapmak pahalı bir zevktir yazısını. yok neymiş beceremezsen çuhayı deler bi alay para bayılırmışsın. oyuncu kendine güveniyorsa bir de bi şey olmaz anasını satayım diyorsa o riski risk olarak görmez pikesini bi güzel yapardı.
sörfle ne alakası var peki. ben de pek anlamadım aslında ama hem pahalı bi alışkanlık hem de risk had safhada anasını satıyım. hem de bilardocunun siktiriboktan çuhası değil risk altında olan. hayatın yahu! ne demiş nokia sadece cep telefonu değil senin hayatın git başka şeyler de yaşa cep telefonuna takılma şimdi demiş. heyt be, bi virgülün koskoca nokia ya yaptığına bak. bu inceliği de kendim bulmadım gerçi ekşisözlükte okudum, neyse efendim. neymiş hayatın sörf değilmiş başka şeyler de yapacakmışsın. peki ne yapacakmışsın? onu bilmiyorum işte. bizimki gibi onu yapma ölürsün bunu yapma sakatlanırsın, şunu yapma ezerler, öbürünü yapma sikerler, sen beceremezsin, o deli ondan yapıyor sen boşver evinde uslu uslu otur şeklinde yetiştirilen insanlar olursa ne sörf yaparız ne girişimci oluruz ne onu ne bunu yaparız. nerden nereye bağladım konuyu bak şimdi!
ben yine de cesaret edemem bunu yapmaya yahu! manyak mısın kardeşim sen? ölecen şimdi başımıza kalacan. çekil la çekil dalga geliyo heyooooo!!!

Nur Gümüşdoğrayan Çıplak-mı acaba?

Hürriyetin galerilerde gezinirken gördüm bu hatunu. 4 resmi var dördü de yukardaki gibi. soyadı da ilginçmiş. sen tut zanaatkar bir dedenin torunu ol ondan sonra böyle ucuz numaralara kaç. gerçi dün arkadaşa söylemiştim ilgili pozisyona bayan alacaklar dediği zaman dünya kadar malın olacağına fındık kadar olsun diye ama o ayrıs mesele. yine de ucuz numara.
böyle fotoğrafları anlamıyorum yahu, fotoğrafçıya ve set ekibine var halka yok! bence bu hatunların memeleri de kıçları da toplum malı olmalıdır. ama tabiiki kapitalist düzendeyiz. parayı veren düdüğü çalıyor- ya da çaldırıyor:) yine kapitalizmin nimeti olan teaser teknolojisini keşfeden bu nur gümüşdoğrayan da aynısını yapmış. daha fazlası için beni arar bulursun zaten!
aah ah! orospu dünyada orospu olmak mı varmış ne? yanlış anlama nurcuğum sözüm sana değil ama sen de haklısın dünya ve nefis insanları ne hale getiriyor, artık önemli olan ağzının kokması ya da kokmaması değil önemli olan parfümünün diğerlerinden daha güzel kokması daha kalıcı olması bi de porsche oldu mu tamam!

Uluslararası Tohum Ambarı

Hürriyette çıkmış Time gazetesinin haberine göre 2008 yılının en iyi 50 buluşunu sıralamışlar. bunlardan bi tanesi de norveçte yaptıkları tohum ambarı imiş. 4.5 milyon tür tohumu depolamışlar nükleer savaş nuhun tufanı falan filan olursa diye 9 milyon dolar da yatırım yapmışlar bunun için tek tedit kutup ayılarıymış aç kalıp ambara saldıracaklarmış! hey Allah'ım. ulan 4.5 milyon tohumu buluyon bunları 200 yıl boyunca saklayabiliyosun da ayıların gelip yıkabileceği bir tesis yapmışsın bu yüzden silahlı nöbetçiler dikmişsin. olacak iş mi yahu? ya ben gerizekalıyım ya unlar da bişey var ama çözemedim!
heyttt beee bir zamanlar mühendis olup buluşlar yapacaktım ben de ideallerim vardı böyle einstein falan sanıyodum kendimi, belki de time a aha da bu en büyük buluşu yapan adam diye çıkacaktım! ne halt oldu? bi bok olmadı tabii ki press 1 to continue press 2 to wait 1e basmıyo ne kadar denesem de 2 ye bastık bekliyoruz. bakalım bekle bekle nereye kadar! neyse ne alakaysa bunu da yazıverdim işte...
hem bu arada tohumları depolamak buluş değil ki.. ver parayı bütün tohumları bulup ben de depolayım!
bi iş var bu işte...

Hillary Duff'ın Kıçı


Habertürk'ün magazinel sitesi h2 de haber olarak çıkmış, tanımam etmem hillary duff'ı. çok şık görünüyormuş da ama tüm vücut hatlarını belli etmiş de falan da filan da . o kadın da gerizekalı zaten bu fotolar olmasa bilmeyecek bunları. Evet doğrudur efendim erkekler olarak kıç görünce bir hal oluruz bu da popülariteyi etkiler bazen arkadan taş gibi görüp önden fareye benezediğini görünce hassiktir desek bile bakılmış olması bazı kadınlar için bir kişisel tatmin kaynağı oluyor işte. eğer meşhursa da güzel bir promosyon aracı oluyor. hillary duff amacına ulaşmış mı? evet paparazziler çekmiş bi güzel kıçını göstermiş o da- ya da biz çok sapığız aslında o istememiş miydi böyle birşey -yok yok hiç sanmıyorum- - habertürk amacına ulaştı ben ve daha birçok erkeği çekip gösterim sayısını artırdı böylece daha çok reklam alanı satacak. tıklayan erkekler amacına ulaştı mı sanmıyorum. zira bu çıplak dünyada her gün görülüyor onun gibiler, kimbilir belki de bi yüz yıl sonra insanlar bırak bakınca boşalmayı (!) seksten bile zevk almaz olacaklar... kimbilir, ben bilmem torunumun çocuğu bilir. bu iğrenç bir espridir.

Antika Araba Posteri

Şurda gördüm posteri, daha işe giremedik ama ah ulan bir arabam olsa, sonra onu kullanmayı öğrensem, kullana kullana yıllar geçerken bir yandan para kazansam ve "büyyünce" 40-50-60 model bi araba alsam,Cadillac olsa Ford olsa bişey olsa:) orijinal veya değil farketmez, görüntüsü böyle 1960lardaki filmler gibi olsun, içimdeki antik adam uyansın, kendimi iyi hissedeyim yeter!

07 Kasım 2008 Cuma

Obama için Van'da Kesilen Kurban!

Bana mutluluğun resmini çizebilir misin diyordu ya birisi, yukardaki resmi görünce aklıma "Bana gerizekalılığın resmini çizebilir misin?" sorusu geldi. Hayır çizemem, ama yukarıdaki bunu fotoğrafı olmuş! Andy warhol mu demişt herkes 15 dakika ünlü olacak diye. Yukardaki abilerde o misal! 15 dakika için 44 koyuna kıyılır mı? Bence hayır! Biz zaten kesecektik bari meşhur olalım dediler herhalde. Ben de kendimde bir 15 dakika isteği olduğunu hissediyorum zaman zaman ama böyle olacaksa hiç olmasın daha iyi. Barack Hüseyin Obama Amerika başkanı olmuş, w bush gidiyormuş ıraktan çekileceklermiş falan filan güzel de hiç böyle şovlara gerek yok yahu!!
Bu arada adamın adında Hüseyin var diye müslüman sanmayın. Babası pek de dinine bağlı olmayan bi müslümanmış adamın adını Hüseyin koymuş biraz Türkiye'deki gibi yani:) ama annesi ve annanesi adamı hristiyan olarak yetiştirmişler. Haberiniz olsun!