armudun iyisini zaten o yer
bir eli yağda ötekisi balda
buramıza geldi artık hakim bey
takdir sizden
biraz da ite kaka
a de bakiim
aaaaaaaaaa
bi de y de
yeeeeeeeeee
şimdi bi de ı
ııııııııı
oku bakıyım
aaaaaaayı...
güzel...
23 Aralık 2008 Salı
18 Aralık 2008 Perşembe
En iyi 10
Yalan da olsa
Your rainbow is shaded violet.
What is says about you: You are a creative person. You appreciate beauty and craftsmanship. You are patient and will keep trying to understand something until you've mastered it.
Find the colors of your rainbow at spacefem.com.
What is says about you: You are a creative person. You appreciate beauty and craftsmanship. You are patient and will keep trying to understand something until you've mastered it.
Find the colors of your rainbow at spacefem.com.
Yalan da olsa söyle
söyle ki neşem yerine gelsin
16 Aralık 2008 Salı
hüsran
15 Aralık 2008 Pazartesi
Ötenazi

İsviçre ötenazi cenneti olmuş. ötenazi ve cennet bi arada hiç gitmiyor aslında ama olsun. sadece bu memlekette yasal olduğu için haftada iki kişi gidiyormuş İsviçre'ye ortalama.
Acaba Cennet'e haftada kaç kişi gidiyordur? Cezasını çekenlerden bahsetmiyorum. Bir hafta içinde ölenlerden kaçı cennetliktir. Sadece yetişkinlere bakarsak kimse başta hemen cennete gidemez heralde.
Diyor ki haber de bilmem ne ilacı verip hastanın acı çekmeden ölmesini sağlıyoruz. bana böyle bir şey olmaz gibi geliyor. ne demek acı çekmemek. ruh dedikleri şey acı çeker değil mi. bırak ötenazi gibi yarım saatte ölmeyi trafik kazası, kurşun vs gibi anında ölüm olaylarında bile ruhun bedenden şiddetle dışarı artık nasıl bir dışsa çıkması olur gibi geliyor.
belki bildiğimiz acının binlerce katı bir acıyla belki bildiğimiz mutluluğun binlerce katı bir mutlulukla. ama ölüm anında mutlaka tahmin edilemeyecek ölçülemeyecek bir boyutta bir "his" olmalı bence.o yzden ötenazi falan hikaye olmalı acısız ölüm düşüncesi açısından.
14 Aralık 2008 Pazar
bitch
if she is a bitch then she is just a bitch.
if not, then you are son of a bitch.
güzel söz, önyargılı ifadelerde bulunmadan önce hatırlanabilir...
bronz kazık
paşanın biri karısının memleketine paşalığı zamanında kurumunun bütçesinden şehit heykeli yaptırmış. bronz sanıyormuş fiberglas çıkmış. bunu 7 yıl sonra öğrenince yüce gönüllülük gösterip heykelin yapım masraflarını üstlenmiş.şehitleri anmak güzeldir. heykel de sanat görsellik anma vesaire babında güzeldir. ama kurumunun bütçesini memleketinde güzel adam bu desinler diye kullandığında bi gariplik olur. kimbilir belki bu paşa başka yerlerde de benzer eylemlerde bulunmuştur ve araya karısının da memleketi girmiştir günahını direkt almamak lazım. ama bu memleketçilik meselesini o kadar da sevdiğimi söyleyemeyeceğim. hürriyette manşette iyi geçirmiş bu arada. aydıncım böyle şeyler yapmazdı. bi haller olmuş galiba.
bu arada tekke zaviye vs kanunuyla şeyhlik paşalık vs üstünlük ünvanları yasaklanmıştır ama amcalar emekli iken bile paşadır. bu da ilginç.
12 Aralık 2008 Cuma
Blog Reader
11 Aralık 2008 Perşembe
had
Haddini bilmek gerekirmiş. Boyunun ölçüsünü almadan. Bunun farkında olsak da hâlâ gurur duyabileceğimiz şeyler varken onlardan gurur duymak rahatlatır insanı. boyun ölçüsü her zaman alınır zaten.
10 Aralık 2008 Çarşamba
dtp kapatılsın

kapatılsın tabi yerine dkp xyp açılmayacaksa güzel olur fena olmaz.
ama bunun için site açıp tek sayfanın altına adsense reklamı koyuyorsan ve bu reklamda pkk video izle yazıyorsa bu siteyi açana her türlü küfrü etme hakkımı kendimde mahfuz tutarım.
üstüne bi de sitene ekle destekle diyor. ulan pezevenk diye başlıyorum cümleme gerisini siz getirin...
reklamlar falan

bloglar arasında gezerken bir bloğa girdim. reklamstore reklamlarını yayınladığını görünce bi bakayım dedim. derken derken yayıncı bir bloğa girdim. adam 6k hitim var diyo ama blog tam bir çöplük. çıplak karılar kopipest yazılar vs vs...
ben de blogda google reklamı yayınlıyorum ama bi Allah ın kulu gelmediği için kimse tıklamıyor, dolayısıyla da yüz yıl kadar yazmam gerekiyor sanırım.
aslında sorun para mevzusu değil. öyle ama değil işte. şimdi çok güzel siteler bloglar hazırlayanlar var. el emeği göz nuru. kopyalasa da yorumu olan bi özelliği olan yerler. ama bi bok olmayıp sadece kopyala yapıştır ibret yazıları fantazi yazıları spoiler yazıları ansiklopedi yazıları yazanların para kazanmasını sevmiyorum efendim. bööle bi dürüst gelmiyolar. hele bi de bu adamlar kendilerini fasulyeden nimet saymıyor mu daha bir gıcık oluyorum. o kadar düştüysen sen de yap ulan denebilir ama düşmedim yahu. herkesin hakettiği neyse onu alsın kardeşim.
geçenlerde bi yerde okumuştum google sonuçlarına bakıp satış garantili kitap yazabilirsin diye. adam doğru söylüyor ama bu ahlaksızlık gibi geliyor. aslında kitabın içeriği seninse yine büyük problem değil. en azından bu önermeyi kitabevi yayıncısıysan kiminle çalışacağını belirlemek için kullanabilirsin şeklinde alabiliriz. ama bu ot bok çöp sitecilere blogculara sinir olduğumu farkettim şimdi işte...
öyle bişey..
08 Aralık 2008 Pazartesi
at yalanı

çok afedersiniz "At yalanı sikiyim inananı" diye bir atasözümüz vardır bilmem duydunuz mu. ben duydum. pek severim kendisini.
bugün habertürkte kurban bayramında krizin vatandaşa olan etksini anlatıyorlar.
spiker:kriz nedeniyle çok etkilenen vatandaşlarımızın imece yoluyla kestikleri kurbanlarda artış gözleniyor
kurban pazarında ropörtaj yapılan kişi: valla geliyolar üç kişi dört kişi bir koyun alıyorlar
yahu çakma haber yapılır da bu kadar mı olur be yav. tamam kurbanla uzaktan yakından alakası olmayanlar bilmeyebilir bi ihtimal ama kurban kesmeye karar veren bi kişinin 4 kişi koyun kesmeye kalkacağı ve bunun yaygın bi uygulama olacağına kim inanır. krize diyeceğim yok beni de fena çarptı ama bok atacam diye de bu kadar boktan bi çakma haber yapılmaz ki...
At yalanı habertürk at yalanı...
07 Aralık 2008 Pazar
parayla saadet olmaz
bu herif profilden bakınca fatih terime acaip benziyomuş ya da ben benzetiyormuşum önemi yok.adam ölmüş. hem de kendini intihar ederek. evet bizzat kendini intihar etmiş. adamın ölümünü ilginç kılan ise adamın 300 milyar dolarlık bir fonu yönetmesi. osman parayla saadet olmaz derken haklıymış. ama parasız da olmuyor. bu habere bakıp üzülmeli mi adam öldü diye yoksa param olmasa da yaşıyorum diye sevinmeli mi bilemedim. ya da direk siktiret deip bir sonraki haberle de hayatıma devam edebilirim. en makulu c şıkkı sanırım. ne demişti nazancığım:
Eee napcaz şimdi
yatcaz şimdi
gidip de banka soyacak değiliz ya!
Amcaya Allah rahmet eylesin. gerçi intihar bağışlanmaz deniyor ama biz o kadar arkasından konuştuktan sonra bi duayı esirgemeyelim. Belli mi olur, belki de kabul olunur.
100 milyon dolar
zimbabveli hemşerilerimiz enflasyona yenik düşmüş yüzmilyon zimbabve doları da kurtaramamış onları. o yüzden iki yüzlükler basıyolarmış. o ne lan yüz milyon dolar ne demek diyor bir çok kişi. anket yapmadım ama eminim işte. ulan halbuki bikaç yıl önce amerikalılara kızıyoduk talkşovda milyoner olmak isteyen var mı deyip bi milyon türkiş lira veriyolar diye. sıfırları atmasaydık yılbaşında bizimde 200milyonlarımız olacaktı.unuttuk bebeğim unuttuk o günleri ben şu ana bakarım ve zimbabveyle dalga geerim puhaha o ne lan diye.
insan garip bi hayvan vesselam. zimbabveli dostlara acil şifalar diler, kriz iyice bi tarafımıza girdikten sonra ne hale düşeceğimizi düşünmek bile istemem.
06 Aralık 2008 Cumartesi
İletişim Çağı
Benim Naçiz Vücudum...

Godsyndrome avatarını değiştirmiş 14. louis sandımdı meğer 15. louisymiş bu adam diye. ben bi sayının ne farkı olur deyince de farklı adamlar dediydi de kim bakacak farkları neymiş diye düşünmüştüm.
Şimdi bakayım dedim. 14. louisyi -evet lui diye okuyorum bunu doğrudur herhalde:)- türkçe vikipedi pek anlatmamış sadece pis bi adam olduğunu hayatı boyunca 3 kere yıkandığını yazmış. Azuth senin için örnek olabilecek bi karakter bak:)
Ben de madem ööle vikipedya yerine wikipediaya bakayım dedim. hala bakıyorum:) okuduğum kısa bölümde şu kısım dikkatimi çekti:
Louis is actually reported to have said on his death bed: "Je m'en vais, mais l'État demeurera toujours." ("I depart, but the State shall always remain").Tercümesi ise yaklaşık olarak şöyle:
Louis'nin ölüm döşeğinde şöyle dediği rivayet edilir: "Ben gidiyorum ama Devlet her zaman var olacaktır."Bunun Atatürk'ün şu sözüyle olan benzerliği ilginç geldi:
"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."Tabii Mustafa filminden sonra kopan yayagaralara bakınca bu konuyla ilgili bir yorum yapmak oldukça riskli geliyor. Atatürk'ün Louis'nin deyişini uygun bir durumda Türkiye'ye uygun bir şekilde uyarlaması ilginç geldi.
Bu sözün TSK'nın sitesinde yer alma şekli de ilginç:
Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.Madem tam güncelleştiriyorsun sözü naçiz yerine niye değersiz yazmıyorsun? Bir de neye göre ilelebet neye göre ebediyen. Ayrıca bence orijinali çok daha karizmatik duruyor:)
Falan filan... İlginç...
Suit up!
üniversitede bize örnek insan olarak gösterdikleri kişi: Barney Stinson.yok aslında hiç bir derste kimse barneyden bahsetmedi ama içten içe herkes takım elbiseli olun! legendary bir şeyler yapın dedi. Şimdi herkesin üniversite kapısında olması da bu suit up efsanesinin devamı.
takım elbise içine girmeye çalışmaktan kendi kılığımız aslında nasıl olmalı onu düşünmeye ne zamanımız kaldı ne cesaretimiz.
ne kadar derin bri karaktermişşu barney de haberim yokmuş:)
Etiketler:
barney stinson,
how i met your mother,
üniversite
| Tepkiler: |
05 Aralık 2008 Cuma
İndirim Çılgınlığı-Cuma
Cuma namazıyla indirim nasıl ilişkilendirilir? Bu flaş sorunu cevabı yazının devamında:)
Üniversitedeyken ateist bir yabancı arkadaşla çok da ciddi bir eksende olmayan bir müslüman olma muhabbeti yapıyorduk. Şuna benzer bir konuşmaydı:
-Müslüman olursam burs alır mıyım?
-alabilirsin heralde
-bir arkadaşım hem hristiyanlardan hem müslümanlardan burs alıyor
-Sen müslüman ol. Ama müslüman olunca kestirmen gerekecek
-Yooo... kestirmem
-Bi de beş vakit namaz kılacaksın.
-Yok sadece cumalara gitsem yeter. Türkiye'dekiler hep böyle yapıyor.
Evet özellikle büyükşehirlerde yaşayan birçok kişi için müslümanlık cumalarda ve ramazanlarda kaldı maalesef. Ben de bunların arasındayım sanırım:(
Bugün de Cuma namazında yine camide yer kalmamış ve cemaatin bir kısmı dışarı taşmış. Ben de bu hasırlarda kılan grup içindeyim. 6 rekatı kıldıktan sonra çıktım camiden. ve iyice dışarıya taşan cemaatten birisinin caminin hemen yanındaki dükkandaki %50 indirim afişinin karşısında namazına devam ettiğini gördüm. Bir an tam secdedeyken fotoğrafını çeksem dedim:) İndirime tapan insanlar özellikle de hatunlar geldi aklıma...
Tamam kardeşim indirim güzeldir ama hurraaaa indirim varmış 100 tane daha tişört almalıyım. hurraaa yine indirim olmuş bu yüz tişörtümle uyumlu 100 tane etek pantolon ayakkabı çanta makyaj malzemesi almam lazım anlayışına hala akıl erdiremiyorum.Bakımlı olmak da iyidir güzel giyinmek de sürekli aynı şeyi giymemek de ama ama ama ama arada bir durun kendinize hakim olun yahu!
04 Aralık 2008 Perşembe
Kurban

Kurban Bayramı geldi sayılır bağış reklamları da reklam dünayasındaki yerlerini aldı. din var siyaset var ticaret var. aşk entrika ihtiras gibi herşey var bu bağış olayında.
mehmetçik vakfına verme kemalist bir koyun olur kestiğin, deniz feneri yolsuz cansuyu erbakancı bir koyun olur.
deriyi thkya verirsen laik bir bayram geçirirsin camiye versen dernektekiler yer öğrenciye versen tarikatçılara gider kasaba versen ibadete ticaret karışmış olur.
gimadan alma onlar islami mi kesiyor belli olmaz, işin ehli kasaba kestirsen çok para isteyecek ehli olmayan belki danayı kaçıracak ama az para gidecek.
şuna bağışlasan 220 liran gidecek buna bağışlasan 250 o zaman hem sevabı hem parayı maksimize et 220den bağışla gitsin.
size kaç kilo düştü 20.4 bize niye 20,2 kilo düştü
hmmm kemikli yerini bize veriyor deyyus...
hayvan katliamı bu! alo pizza hut mı? bir adet sucuklu pizza lütfen!
tabi gönül bu düşüncelerin hiç olmamasını bayramın güzel güzel geçmesini ister ama oluyor mu? oluyor. ama yine de bayram mbayramdır. tüm aile efradını görme vesilesidir. güzeldir. barış manço artık sabah trt fmde bugün bayram erken kalkın çocukları söylese de duymuyoruz ama olsun. bu kadarını olsun koruyalım. yavaş yavaş fırsatı bulmuşken tatile kaçalım antalyaya moduna dönse de büyükşehirler bizi de kuşatmasın bu arzu.
bayramınız şimdiden kutlu olsun efendim.
bunlar da bağış için kurban fiyatları. sevabınızın bedelini, partisini, büyüklüğünü ve isabetini belirlediyseniz birini seçebilirsiniz... ben mahallede ya da tanıdıklar arasında ihtiyaç sahibi birini bulup ona verilmesinden yanayım. garanti iş ama yine de siz bilirsiniz. buyrun:
cansuyu 220
deniz feneri 220
mehmetçik vakfı 250 ytl/200$/140€
ihh 220
yeryüzü doktorları kongoda kesiyormuş 85$/150 ytl
lösev 250 ytl/200$/135€
diyanet vakfı 260
kızılay 260 ytl/200$/140€
pavyon

geçenlerde polis kıyafetiyle bi pavyonu basıp konsomatrisi sürüklediler ya. ondan sonraki gün arım balım peteğim de -evet evde yapacak iş olmayınca erkek olsan bile petek dinçöz programına gözün kayabiliyor,hatta bildiğin izliyorsun.- her neyse ne diyorduk işte programda konu pavyona düşen kadınlar iki tane de kadın getirmişler vakti zamanında pavyonlarda çalışan. birisi siyah gözlük takmış öbürü başına bi tülbent bağlamış kim olduğu son derece belli. kadın diyor ki 12 yaşında evlendirmeye kalktılar ben de kaçtım sonra pavyona düştüm. öbürünün hikayesini duymadım. konuklardan biris beni hiç kimse ne olursa olsun pavyona götüremez diyor. kavga ederim şikayet ederim vs. Bunların içinde olmasa düşmezler diyor.
hiç kimsenin isteyerek orospuluk yapacağını sanmıyorum oysa ben. en azındn pavyonlarda yapacağını sanmıyorum. binlerce dolar alıp istediğiyle birlikte olan bir orospu olabilir belki ama o da kendisine özgürlükçü demekte ya da ne var verdiysem sonunda lükse kavuştum gibi mazeretler sunar. orospuyum demez herhalde. kendiyle dalga geçerken der belki.
içinde olmasa pavyona gitmezler diyen kadında daha önce bahsettiğim hayvani bencilliği gördüm.
1. ben orospu değilim.
2. ben onlardan daha güçlüyüm.
3. onlardan daha saygınım.
4. onların güçsüzlüğü beni güçlü orospulukları beni orospu yapıyor.
her alanda değilse de döyle kıyaslamaları yapıyoruz ve yaptıkça ya kendimizi daha ezik bi halde ya da yüce bi halde buluyoruz. yani aslında kendimize bakmadığımız için birbirini besleyen saçma bir döngü ortaya çıkıyor.
yazı için koyduğum resimde ayrı bir olay. ulusta ya da hamamönündeki pavyonlardan birinde çekilen görüntülü oyun havası cdleri. değişik, yaratıcı. tam alemciye göre, alemcini hayallerini süsleyen olay. seksi hatunlar favori müziği eşliğinde oynuyor, rakı falan içiriyorsun hatuna ve sonunda götürüyorsun. bazı psikolojileri anlamaya çalışmayıp sadece gözlemlemek gerekiyor sanırım yoksa ne anlıyorsun ne de zamanın geçişi için bir bahane bulabiliyorsun.
öyle değil mi abidin?
İyi şeyler de oluyormuş bazen
edip akbayramla hiç bir alakası yok bu yazının sadece şarkının ismi güzel.arada iyi şeyler de oluyormuş. umduğun ama çok da ihtimal vermediğin güzel şeyler de oluyormuş. sonuç yine de belirsiz ama bir önceki duruma göre daha iyi bi durumdayım. bakalım gelişmeler nolacak...
dünya dönmeye devam ediyor. anlasan da anlamasan da.. tutunabilirsen ne mutlu.. bakalım bakalım...
Banyo ve Askerlik

Yıllar yılı soğuk suyla banyo yapamazdım. taki askere gidene kadar. nispeten lüks bir yerde yapmış olsam da askerliği sıcak su her zaman problem oldu sabah yorgunluktan kalkamama banyo saatinde nöbet ya da başka bir iş banyocunun psikopatlığı dinlenmeyi banyoya gitmeye tercih etme gibi sebeplerden sıcak suya ulaşmak kolay olmuyodu. bazen de gitsen de banyonun ve banyocunun salaklığından su soğuk olabiliyor banyocu bir an önce boşaltılması için sıcak suyu bazen de bütün suyu kesebiliyordu. işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen sıcak iklimin de verdiği cesaretle her bölüğün uyguladığı uygulamayı gerçekleştirmek oluyordu.
her bölük kendi tuvaletindeki kabilnlerinden birini banyo kabini olarak kullanırdır ve askerlerin büyük bir kısmı o pisliği bile bile biraz mecburiyetten biraz artık toza pisliğe duyarsızlıktan o tuvalet kabininde musluğa bağlanan hortum adeta duş hortumuymuşçasına kullanılırdı. hortumun arada bir yerlerde süründüğü tuvalet taşına değdiği vs de olurdu tabi. şimdi düşününce ne kadar iğrenç olduğu daha çok ortaya çıkıyor. genelde askerler o kabine terbiyeyle yaklaşıp oraya işemese sıçmasa da bunu bilmeyen acemiler ya da diğer bölüğün askerleri ya da traş saati yatma saati gibi peak saatlerde o tuvalet de diğer tuvaletler gibi doğal işlevini yerine getiriyordu bu arada.
bu kadar pisliğe rağmen banyo yapmak şimdi çok iğrenç geldi ama kamuflajların pisliği pis ter kokusunun sindiği kamuflaj ilk bulduğun yerde sızma ve uzanma isteği yat kalk sürün vsler beş dakikada terden sırılsıklam olan atletleri her an değiştirememe değiştirsen de kurumaya bırakıp ıslaklık gidince tekrar değiştirme gibi sirkülasyon uygulaması ve zaten hayata lanet etmiş olduğum için o pisliği pek umursamazdım.
ağustosun ortasında gece yarısından sonra bile sırılsıklam olduğum yaz tatillerinde bile ılık değil sıcak suyla duş alan ben artık soğuk suya dirençli hale geldim işte böylece. şimdi tekrar sıcak suya dönmüş olsam da mecbur kalırsam artık soğuk suyla da duş alabiliyorum. askerliğin son bir ayında sadece son günlerde bir kez sıcak suyla duş aldım. gerisi hep tuvalet kabinindeki süper hijyenik ortamdaydı... sıcak suya hiç gitmeyenler de vardı tabi...
bu yazıyı masada boş bardaklardaki yazı üzerine yazayım dedim. bu arada azuth askere gittiysen görmüşsündür senin bahsettiğin yıkanmayı günah sayan tipler hala mevcut. bizim birlikte değil ama başka birliklerde haftada en az 2 kere duş almayanın çarşısınıın kitlendiğini duymuştum. bu her gün banyo imkanı gibi bir nimeti bulmasına rağmen haftaarca suyun altına girmeyen hayvanlara yönelik bir yaptırım tabi ama yine de var...
sonuç itibariyle bazen ben de erinsem de banyo güzel bişey acayip bişey. denedim de öğrendim...
03 Aralık 2008 Çarşamba
Kolonyalı mendil
evin bir köşesine bir zaman kullanılır diye atılan kolonyalı mendillerin kolonyası uçmuş, kuru kuru bir şekilde karşıma çıkmasını sevmiyorum. orhan velini hardal üzerine şiir yazması gibi bir şey galiba kolonyalı mendille ilgili böyle bir blog yazısı ama be orhan veli olamam tabi. zaten kjonuyla da alakası yok. Allah tan yeterli stok varmış da üçüncü denemem de kolonyası kalmış bir mendil bulabildim.bu arada kokulu ıslak mendilini balici gibi koklayan 14 aylık yeğenim de komik bir kişilik olacak büyüynce galiba. çocuk olmak ne güzel bebek olmak daha güzel. yediğin önünde yemediğin arkanda.
derken tekrar başka bir dala atlayıp kolonyalı mendil demişken bayram kolonyalarına geçeyim bari tam çorba olsun. eyüp sabri tuncer var vehbi koçtan daha önemli oluyor bayram zamanı bu amcamız. ne güzel değil mi:) bayram gezmelerinden bunalan vatandaşları ferahlatmak diğer gezilere daha zinde gitmelerini sağlamak için mi çıkmış bu kolonya tutma adeti acaba! eğer onun için çıktıysa çok sinsice bir buluşmuş. ama öyle bir ihtimalin olması da bu yazı kadar saçma.
ne diyor şarkıcı i am a dead man walking.
o yüzden aldırmayın dediklerime...
Etiketler:
bayram,
eyüp sabri tuncer,
kolonya,
kolonyalı mendil
| Tepkiler: |
02 Aralık 2008 Salı
3g ve webcame hayır
3g geldi ya şimdi, yazın bizimle olacakmış. olmasın istemiyorum yahu. böyle giderse kıçımıza da çip takıp ne zaman osurduk ne zaman sıçtık onu bile söyleyecez çevremize. ya da çip çok işine yarıyo diye kandıracaklar bizi ve daha sonr istedikleri anda teknik olarak bizden daha bilgili birileri ulan hani evdeydin kıçındaki çip ööle demiyo diyecekler.bak webcamin fake olanını yapmışlar. nasılsa aslında webcam görüntüsü çok az hareket eden mal bir görüntü olduğu için taş gibi bir hatunu ya da karizmatik bir erkeği koymak kolay olur çet yaptığın kişi senden salak hareketler yapmanı istemediği sürece sorun çıkmaz. webcamim olmadığı için rahatım. bi de bunun sesli çet olayı var. bi sürü sigara içemem hatun kişiyle webcamde konuşsam. yanımdaymış gibi!! bi başkasıyla yapsan da farklı olmaz gerçi rahat rahat atletle duramazsın sesli çet yapıyosan odanda bile olsan osuramazsın çünkü teknoloji orayı senin odan olmaktan .ıkarıp public bir yer yapmıştır.
teknoloji her zaman iyiye götürmüyor bizi galiba. ne bu yahu!
3gye ve webcame hayır:) internete de hayır diyecem ama o kadarını yemiyo, bazen diyorum aslında 1800lerde yaşasak daha mı iyi olurmuş acaba diye, ya da 1950ler ama gerçek değişmiyor.
belki ilerde zaman makinası çıkarsa onu görenler düşünsün bunu...
facebook ve abazalık
Biraz önce facebookta açık profillerden birinde fotoğraf albümünün ismi ego yüklü bir isim olunca baktım, resimler hafif minili resimler. aplamız gerçekten güzel değil, teşhirci de demeyeyim ama egosu fazla diyelim.
fotolardan birinin altında orjinla bir güzellik diye bir yorum yapmış hunter bilmem ne isimli bir kullanıcı. ulan tamam seks güzeldir ya da adı vasfiyenin anıt repliği güzel çirkin adı bir karanlıkta tadı bir diyebilirsin ama bağıra bağıra ben abazayım diyen insanları da anlamıyorum yahu! göz var nizam var...
fotolardan birinin altında orjinla bir güzellik diye bir yorum yapmış hunter bilmem ne isimli bir kullanıcı. ulan tamam seks güzeldir ya da adı vasfiyenin anıt repliği güzel çirkin adı bir karanlıkta tadı bir diyebilirsin ama bağıra bağıra ben abazayım diyen insanları da anlamıyorum yahu! göz var nizam var...
Kitap Okumak,Seveceğin İşi Yapmak,Psikopatlık
Eskiden çok kitap okurdum, sonra okumamaya başladım. ama yine de her yıl gaza gelip birkaç kitap okuyorum. ama sarması lazım. sarmayınca o kitabı bitirme sorumluğu ve okuma isteksizliği bir arada uzun bir süre daha yeni bir kitabı elime almamı engelliyor.elimdeki bir kitapta aynı şeyi yaşarken haftasonu nihayet başka bir kitap aldım elime ve resmen psikopat gibi okuyorum. başak işim de olmadığı için hızlı ilerlemek kolay oluyor. üç günde 650 sayfa boru değil,değil mi?
İşte böyle bir işte çalışmak istiyorum. çalışırken zevk aldığım psikopatlığı psikopatlık olarak değil de bir zevk olarak gördüğüm. gözlerimin ağrımasından zevk aldığım. uykuyu vsyi hiç yapmadığım şekilde boşverebileceğim bir iş. ve şimdi iş ararken yapmam gereken diğer sorumluluklarım için de aynı psikopatlıkla değilse de en azından yavaş da olsa düzenli bir şekilde ilerlemek istiyorum. kitapta o düzenlilik ve sonuca ulaşma egomu tatmin ediyorum ama diğer gerekliliklerime halen beynim dank etmiş değil.
gibi...
Kaygısızca sevişmek,
tüm kaygıları unutarak aslında
en çirkin halini görerek ve göstererek
ama en içten halinle
akışına bırakmak
zamandan ve mekandan bağğımsız iki kişi olmak
görünmez olmak
tüm dünyayı bir kenara bırakan sadece iki beden
belki de herkes görüyor ama sadece iki kişi hissediyor.
nirvana!
tüm kaygıları unutarak aslında
en çirkin halini görerek ve göstererek
ama en içten halinle
akışına bırakmak
zamandan ve mekandan bağğımsız iki kişi olmak
görünmez olmak
tüm dünyayı bir kenara bırakan sadece iki beden
belki de herkes görüyor ama sadece iki kişi hissediyor.
nirvana!
01 Aralık 2008 Pazartesi
Disiplin disiplin disiplin

Bu fotoğraf emniyet teşkilatıyla ilgili bir fotoğraf ama askerlik günlerimi hatırlattı. Savaşın olmadığı yerde askerlik şekilden ibarte bir şeydir. Dışarıya mükemmel bir resim vermelisin. uygun adımda yürü esas duruşunu bozma falan filan. millet baktığında gerçekten o kadar dayanıklı olduğunu zanneder belki de bu nizamı intizamı sağlayanların ama hepsi bir an önce bitse de gitsek derdindedir. umrunda değildir erlerin aslında orda kutlanan şey amaç nizamı bozmayıp azar işitmemek ceza almamaktır. fiziksel bir dayanıklılık değil psikolojik bir dayanıklılıktır aslında. sikerim esas duruşunu ulan diyemezsin dersen vatan haini olursun askercilik oyununda.
derlerki hakiki savaşın olduğu yerde kimse siklemez bu tür şeyleri, emret komutanım ayaklarını. zaten canını düşünmekten ona vakit bulamaz. ama savaş yoksa askere istediğini yapabilirsin yoksa "askerlik yaptığını nasıl anlar?" en milliyetçisi bile bir çok küfür savurur. çıktığında hala hınç doludur ama hatırlanacak şeyler olmadığı için hatırlamak istemez. askerlere karşı güceniklik kalır içinde bir süre sonra vatanı tekrar sevmeye başlar ama askerlerle ilgili soru işaretleri hala kafada dolaşmaktadır...
Türk Obama
Adam protesto için yüzünü siyaha boyamış. Haberin linki burada.Ucuz popülizm?
Birey?
15 dakika?İsyan?Çatlak?
Zeki?
Hepsi de bir yönden mantıklı geliyor ama ben en çok çatlak tanımını uygun gördüm. Ama böyle çatlaklar artmasının ülke için daha hayırlı olacağı gibi bir his var içimde.
İş Aramak
kariyernette şurda burda iş ararken tam istediğim gibi bir pozisyon gördüğümde heyecanlanmak istemiyorum. bu ilanları ve bu pozisyonları normal bir sürecin parçası olark görüp başvurmak istiyorum. yavaş yavaş milli piyango gibi bir his vermeye başladı bu iş arama süreci: ya tutarsa. Şu resimdeki adamın yaptığı hareketi hiç yapamayacakmışım gibi geliyor bazen, hatta çoğu zaman. iş ilanı görüp heyecanlanıp sonra gelmeyen cevap yüzünden ilanı unutmak bir başkasında aynı heyecanı yaşamak sıkıntı verici bir şey. tabi bu sürecin beni paralize etmesine izin vermem de ayrı bir sıkıntı...ne yapsam bilemiyorum.
ayn rand okuyorum birey olduğumun farkına varıp o gazla "iş gibi işler" yapayım diye. ama hissettiğim şey asla ayn randın baş kahramanı gibi olamayacağım ve bu dünyada diğerleriyle birlikte diğerlerinin zevkleri etrafında üretmeden kayıp gidecekmiş gibi olacağım...
hem zaten john galt kim ki?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





